Ana sayfa Editörden Aydın Engin: Ey Türk gençliği! Haydi bakalım, hep birlikte milli yemek yemeye,...

Aydın Engin: Ey Türk gençliği! Haydi bakalım, hep birlikte milli yemek yemeye, milli giysilere bürünmeye

PAYLAŞ

Cumhuriyet yazarı Aydın Engin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ’18. yüzyılın başlarından beri bu topraklar üstünde devlet politikası olarak uygulanan kültürel yönelimlerin toplumda bir sosyal ve kültürel hastalık yarattığına ilişkin sözlerine değindi.

Erdoğan’ın, yerli ve milli olmayan bu kültürün ve yaşam biçiminin gitgide bir yozlaşmaya yol açtığını söylediğini hatırlatan Engin, Bilal Erdoğan’ın önceki gün “Okçuluk Araştırmaları Enstitüsü”nün açılış töreninde yaptığı konuşmayı da eleştirdi.

Engin yazısında, “Haydi bakalım, hep birlikte milli yemek yemeye, milli giysilere bürünmeye, milli müzik dinlemeye, okçuluk, güreş, cirit gibi milli ve yerli sporlardan başkasına (mesela futbola, basketbola) asla yüz vermemeye… Ve hem babaya, hem oğluna teşekkür üstüne teşekkür etmeye…” ifadelerine yer verdi.

Aydın Engin’in yazısının ilgili kısmı şu şekilde:

AKP’nin 14 yıllık iktidarı ile bu hastalığın tedavisi için arayışlar başlamıştı. Önceleri ürkek, son dönemlerde de pek güçlü adımlara tanık olmaktayız.
Ancak bu “hastalığın” tedavisi yönünde en atak, en derin, en köklü yöntem “Başkanın oğlu”ndan, “büyük Türk düşünürleri” arasında yerini almaya başlayan Bilal Erdoğan’dan geldi.
Önceki gün İstanbul Okmeydanı’nda,
“Okçuluk Araştırmaları Enstitüsü”nün açılış töreninde Bilal Erdoğan konuştu.
Başkan’ın oğlu önce “Bütün dünya Türklere düşman” diyen yaygın saptama ve saplantının bir başka yönüne ışık tuttu ve “Bizi kültürleriyle tutsak etmeye çalıştılar” buyurdu.
Sonra “hastalığın” sebeplerini ortaya koydu:
“… Müziklerinden yemeklerine, kıyafetlerine, bütün yaşam tarzlarına kadar bizi tutsak etmeye çalıştılar. Türkiye’de yıllarca müzik derslerinde blok flüt çalınmasının sebebi basit bir şey değildir. Beden eğitimi derslerinde ritmik jimnastiğin öne çıkarılmasının sebebi basit bir şey değildir.”
Ardından da tedavi yöntemini hepimize armağan etti:
“Bizim kendi sporlarımızın, müziklerimizin, müzik enstrümanlarımızın, kendi kültürel öğelerimizin yer alması demek bir milletin bağımsızlığının gerçek manada korunması, sahiplenilmesi demek… Okçuluk merkezine gelen çocuklarımız sadece spor yapmış olmuyorlar, aynı zamanda dimağlarında kültürel kodlarıyla, hafızalarıyla çok sağlıklı bir ilişki, iletişim kuruyorlar. Adeta format atılan, silinen belleği yeniden var etmiş oluyorlar.”

Ey Türk gençliği!
Haydi bakalım, hep birlikte milli yemek yemeye, milli giysilere bürünmeye, milli müzik dinlemeye, okçuluk, güreş, cirit gibi milli ve yerli sporlardan başkasına (mesela futbola, basketbola) asla yüz vermemeye…
Ve hem babaya, hem oğluna teşekkür üstüne teşekkür etmeye…

Yazının tamamı için…