Ana sayfa Manşet Gazetecileri tahliye eden hakimlerin açığa alınma gerekçesi: “Tahliyeler kamuoyu vicdanını yaraladı”

Gazetecileri tahliye eden hakimlerin açığa alınma gerekçesi: “Tahliyeler kamuoyu vicdanını yaraladı”

PAYLAŞ

HSYK 2. Dairesi, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından tutuklanan ve Gülen Cemaati’ne yakın oldukları gerekçesiyle yargılanan, 21 gazeteciyi tahliye eden İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nin başkanı İbrahim Lorasdağı ve iki üye ile savcı Göksel Turan’ı açığa alma gerekçesini tamamladı. Kararı basınla paylaşan HSYK’nin gerekçesinde, “15 Temmuz kanlı darbe girişimi esnasında verilen şehit ve yaralı sayısı, kalkışmanın meydana getirdiği toplumsal travmanın izlerinin halen devam etmesi gibi realiteler göz önünde bulundurulduğunda (…) verilen tahliye kararının toplumda infial uyandırdığı ve kamuoyu vicdanını yaraladığı dosya kapsamından anlaşılmıştır” denildi.

HSYK 2. Dairesi’nin oybirliğiyle aldığı kararın gerekçesinde, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İbrahim Lorasdağı, üye hâkimler Barış Cömert, Necla Yeşilyurt Gülbiçim ve duruşma savcısı Göksel Turan’a isnat olunan eylemlerin nitelikleri itibarıyla meslekten çıkarmayı gerektirir ağırlıkta bulunduğu, bu nedenle soruşturma tamamlanıncaya kadar açığa alınması talebini içeren başmüfettişlik raporuna yer verildi. 3 ay süreyle açığa alma kararında, savcı ve hâkimlerin kararlarıyla “Gülen Cemaati’nin medya ayağının olmadığı yönünde algıya ve infiale sebep olduğu” öne sürüldü.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, daha önceki duruşmalarda verilen tutukluluk halinin devamına ilişkin kararlara işaret edilen gerekçede, tahliye kararı şöyle değerlendirildi:

“İlk duruşma günü olan 27-31/03/2017 tarihinde sanıkların savunmalarını aldığı ve 4 tanık dinlediği, bunun dışında dosyadaki delillerde değişen bir durum olmamasına ve tensip zaptıyla toplanmasına karar verilen ve yukarıda sözü edilen deliller dahi toplanmamış olmasına rağmen 28/02/2017 tarihli kararla da çelişki oluşturacak şekilde, duruşmada hazır bulunan cumhuriyet savcısının mütalaasına uygun olarak 13, mütalaaya aykırı olarak 8 tutuklu sanık olmak üzere toplam 21 sanığın tahliyesine karar verdiği, delillerin henüz toplanmamış olması ve dosyanın tekemmül etmemiş olması nedeniyle hâkimin takdir yetkisi kapsamında değerlendirilebilecek bir durumun söz konusu olmadığı, verilen tahliye kararının makul, mantıklı ve geçerli nedenlere dayanmadığı, tutarsız ve hukukilikten uzak olduğu, haklarında eşdeğer deliller bulunan sanıklar arasında farklı işlemi gerektiren sebebi ikna edici, adil ve tutarlı bir şekilde izahtan uzak olduğu…”

Sanıkların “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütü kurma ve yönetme” suçlarından yargılandığı anımsatılan kararda, şöyle denildi: “15 Temmuz kanlı darbe girişimi esnasında verilen şehit ve yaralı sayısı, kalkışmanın meydana getirdiği toplumsal travmanın izlerinin halen devam etmesi gibi realiteler göz önünde bulundurulduğunda, deliller tamamıyla toplanmadan ve kuvvetli suç şüphesini gösteren mevcut somut deliller de yeterli derecede incelenmeden, işin önemi, tutuklu sanıklara atılı suçlar için Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen ceza miktarları ile ölçülülük ilkesi gözetilmeden verilen tahliye kararının toplumda infial uyandırdığı ve kamuoyu vicdanını yaraladığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.”